İngilizce Collocations (275+)
Native konuşmacıların doğal kullandığı kelime kombinasyonları — "strong coffee", "make a decision", "heavy rain"...
Kısa cevap:Collocations, iki veya daha fazla kelimenin İngilizcede doğal şekilde bir arada kullanılmasıdır. "Strong coffee" doğru, "powerful coffee" yanlış. Bu hub'da 275 sık kullanılan collocation, her birinin Türkçesi, neden böyle söylendiği ve örnek cümlesi var. Akıcı İngilizcenin sırrı bu kalıplardır.
strong coffee — sert kahveheavy rain — şiddetli yağmurfast food — hızlı yemekmake a decision — karar vermekdo homework — ev ödevi yapmaktake a break — mola vermekcatch a cold — soğuk almakpay attention — dikkat etmekheavy traffic — yoğun trafikmake a mistake — hata yapmaktake a photo — fotoğraf çekmekhave a shower — duş almakhave breakfast — kahvaltı yapmakgo shopping — alışverişe gitmekcatch a bus — otobüsü yakalamakmiss the bus — otobüsü kaçırmakgo to bed — yatağa gitmekfall asleep — uykuya dalmakget dressed — giyinmekhave a good time — iyi vakit geçirmektake a test — sınava girmekfail an exam — sınavı geçememekpass an exam — sınavı geçmekget a degree — diploma almakdo business — iş yapmakmake money — para kazanmakspend money — para harcamaksave money — para biriktirmekwaste time — zaman harcamakhave fun — eğlenmekmake friends — arkadaş edinmekkeep in touch — iletişimde kalmakgo for a walk — yürüyüşe çıkmaktake a walk — yürüyüş yapmakhave a problem — sorunu olmaksolve a problem — sorunu çözmekmake progress — ilerleme kaydetmekmake an effort — çaba göstermektake care — kendine iyi bakhave a chance — şansı olmaktake a chance — şansını denemekmake a phone call — telefon etmektake a class — ders almakgive a presentation — sunum yapmakhave an idea — fikri olmakget an idea — fikri akla gelmekkeep a secret — sırrı saklamaktell the truth — gerçeği söylemektell a lie — yalan söylemekdo the dishes — bulaşıkları yıkamakdo the laundry — çamaşırları yıkamakmake the bed — yatağı düzeltmekstrong tea — sert çayweak coffee — hafif kahvebig surprise — büyük sürprizdeep sleep — derin uykuhard work — çok çalışmakhigh speed — yüksek hızhigh quality — yüksek kalitelow price — düşük fiyathigh price — yüksek fiyatheavy snow — yoğun karclear sky — açık gökyüzüstrong wind — şiddetli rüzgarbright sun — parlak güneşhot weather — sıcak havacold weather — soğuk havafresh air — temiz havarunning water — akan subroken heart — kırık kalpheart attack — kalp krizicommon sense — sağduyusmall talk — gevezelikheavy meal — ağır yemeklight meal — hafif yemekquick lunch — hızlı öğlefast car — hızlı arabafree time — boş zamanspare time — boş zamanhard rain — şiddetli yağmurdeep ocean — derin okyanusclear instructions — net talimatlarstrong opinion — güçlü görüşdeep feeling — derin duyguserious problem — ciddi sorunmajor issue — büyük meselehot topic — sıcak konugood news — iyi haberbad news — kötü haberbreaking news — son dakika haberjunk food — abur cuburhealthy diet — sağlıklı beslenmebalanced diet — dengeli beslenmestrict rules — sıkı kurallarbig mistake — büyük hatagreat success — büyük başarıtotal disaster — tam felaketabsolute nightmare — tam kabushot drink — sıcak içecekcold drink — soğuk içecekfresh fruit — taze meyverotten food — çürük yemekdeep voice — kalın seshigh voice — ince sesheavy smoker — yoğun sigara içenhard worker — çok çalışan kişifast learner — hızlı öğrenenslow learner — yavaş öğrenenheavy drinker — içkicikeep a promise — sözünü tutmakbreak a promise — sözünü tutmamakkeep calm — sakin kalmake a deal — anlaşma yapmakmake an exception — istisna yapmakstrong economy — güçlü ekonomistrong leader — güçlü liderstrong man — güçlü adamweak point — zayıf noktastrong point — güçlü yöngolden opportunity — altın fırsatbright future — parlak gelecekdark past — karanlık geçmişdeep regret — derin pişmanlıkheavy heart — ağır kalpbroken English — bozuk İngilizcefluent English — akıcı İngilizcebasic English — temel İngilizcenative speaker — ana dili konuşanforeign language — yabancı dilmake sense — anlam ifade etmektake time — zaman almakspare a moment — bir an ayırmakwaste a chance — fırsatı çar çur etmektake a risk — risk almaktake responsibility — sorumluluk almakaccept responsibility — sorumluluğu kabul etmekhave responsibility — sorumluluğa sahip olmakmake a noise — gürültü yapmakhave an effect — etkisi olmakhave an impact — etkisi olmakmake a difference — fark yaratmakkeep a record — kayıt tutmakbreak a record — rekoru kırmakhold a meeting — toplantı düzenlemekattend a meeting — toplantıya katılmakmiss a meeting — toplantıyı kaçırmakchair a meeting — toplantıya başkanlık etmekmake plans — plan yapmakcancel plans — planları iptal etmekhave a meeting — toplantısı olmaktake notes — not almakwrite a letter — mektup yazmakwrite an email — e-posta yazmaksend an email — e-posta göndermekget an email — e-posta almakdelete an email — e-postayı silmekforward an email — e-postayı iletmekreply to an email — e-postaya cevap vermekmake an appointment — randevu almakcancel an appointment — randevuyu iptal etmekkeep an appointment — randevuya gitmekmake a complaint — şikayet etmekfile a complaint — şikayet etmek (formal)do business with — iş yapmakmake a profit — kar etmekmake a loss — zarar etmekgo bankrupt — iflas etmekdo exercise — egzersiz yapmaktake exercise — egzersiz yapmak (UK)do yoga — yoga yapmakplay sports — spor yapmak (oyun türü)go swimming — yüzmeye gitmekgo running — koşmaya gitmekplay the piano — piyano çalmaklisten to music — müzik dinlemekwatch TV — TV izlemekgo to a concert — konsere gitmekhave a party — parti vermekthrow a party — parti vermekmake a wish — dilek dilemekcome true — gerçekleşmek (dilek)get married — evlenmekget divorced — boşanmakfall in love — aşık olmakget along with — geçinmekbreak up with — ayrılmakgo on a date — randevuya gitmektake a nap — şekerleme yapmaksleep well — iyi uyumakhave a dream — rüya görmekremember a dream — rüyayı hatırlamakforget a dream — rüyayı unutmakkeep awake — uyanık kalstay awake — uyanık kalmakgo to sleep — uykuya gitmekget tired — yorulmakfeel tired — yorgun hissetmekmake sense of — anlamlandırmaktake into account — hesaba katmaktake advantage of — yararlanmakkeep up with — takip etmekget used to — alışmaktake part in — katılmakparticipate in — katılmaklook forward to — iple çekmekkeep an eye on — göz kulak olmakcatch sight of — gözüne ilişmekmake a fortune — servet kazanmakspend a fortune — servet harcamakcost a fortune — bir servet etmekbreak the law — yasayı çiğnemekobey the law — yasaya uymakkeep the rules — kurallara uymakfollow the rules — kurallara uymakbreak the rules — kuralları çiğnemekmake the rules — kuralları koymakfollow instructions — talimatları izlemekgive instructions — talimat vermekmake sure — emin olmakkeep secret — sırrı saklamakshare a secret — sırrı paylaşmakreveal a secret — sırrı açıklamakplay music — müzik çalmakmake music — müzik yapmaktake medicine — ilaç almakprescribe medicine — ilaç yazmakseek medical advice — tıbbi tavsiye aramakfollow doctor's orders — doktorun dediğini yapmakmake a recovery — iyileşmekrecover from — toparlanmakget well — iyileşmekfeel better — daha iyi hissetmektake a deep breath — derin nefes almakhold your breath — nefesini tutcatch your breath — nefes nefese kalmaklose your temper — tepesi atmakkeep your temper — sakin kalcontrol yourself — kendini kontrol etmake up your mind — karar vermekchange your mind — fikrini değiştirmekkeep an open mind — açık fikirli olmakmake a fool of yourself — kendini rezil etmekcatch someone's eye — dikkatini çekmekkeep your eyes open — gözlerini açık tutopen your eyes — gözlerini açclose your eyes — gözlerini kapatshake hands — el sıkışmakwave goodbye — el sallayarak vedalaşmaksay goodbye — hoşçakal demeksay hello — merhaba demekkeep quiet — sessiz olbe quiet — sessiz olturn on the light — ışığı açturn off the light — ışığı kapatturn up the volume — sesi açturn down the volume — sesi kısgo on holiday — tatile gitmektake a holiday — tatil yapmakhave a vacation — tatil yapmakgo camping — kampa gitmektake a flight — uçağa binmekmiss a flight — uçağı kaçırmakcatch a flight — uçağı yakalamakdelay a flight — uçuşu ertelemekcancel a flight — uçuşu iptal etmekbook a flight — uçak rezervasyonu yapmakbook a hotel — otel rezervasyonu yapmakcheck in — giriş yapmak (otel)check out — çıkış yapmak (otel)pack a suitcase — valiz yapmakunpack a suitcase — valiz açmakmake travel arrangements — seyahat ayarlamakbuy a ticket — bilet almakget a ticket — bilet kapmakhave a ticket — biletim var